Teknopark Mevzuatı: Girişim Sermayesi için bir katalist mi yoksa geciktirici mi?

Geçtiğimiz günlerde Sanayi Bakanlığı 2012 yılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Performans Endeksini açıkladı. (http://www.sanayi.gov.tr/Pages.aspx?pageID=864&lng=tr)

Endeks çeşitli kriterlere göre teknoparkları puanlıyor.

Biraz bakındım fakat teknoparktaki firmalarının aldıkları yatırımlar ya da gerçekleştirdikleri ortaklıklar ya da satınalmalar ile ilgili bir istatistiğe rastlayamadım.

Bu beni meraklandırdı ve biraz düşündürdü. Acaba teknoparklardaki teknoloji firmaları piyasadaki girişim sermayesi dağılımında nasıl bir paya sahip diye araştırmaya koyuldum. Bazı teknoparklarla bu konuda temasa geçtim ve sanırım yakında bazı verileri sizlerle paylaşabileceğim.

Beni asıl düşündüren konu ise teknoparkların ve teknopark mevzuatının benim gibi yatırımcılar için ne anlama geldiği oldu. Acaba teknoparklar teknoloji firmaları için faydalar sunarken, bir yandan girişim sermayesi firmalarına da faydalar sağlıyor muydu? Ne alaka diyebilirsiniz zira yatırımcı olarak teknoparkların girişim sermayesi fonlarına direkt bir katkısı yok. Ancak teknoparkların barındırdıkları firmaların, gerek teknoloji odaklı olmaları, gerekse büyüme hızları ve ölçekleri açısından girişim sermayesi firmaları için iyi birer hedef olabileceklerinden bahsedebiliriz.

Son zamanlarda yaptığım firma görüşmeleri ve incelemeleri sonucunda duruma biraz farklı bir açıdan bakmaya başladım.

Teknoparkların teknoloji firmaları için çeşitli faydaları var. Bunu inkar edemeyiz. Kurumlar vergisi muafiyeti ve çalışanların SGK katkı paylarının ödenmesi gibi kantitatif faydalar mevcut. Daha kalitatif diyebileceğimiz faydalar arasında ise herhangi bir iş hanında bulamayacağınız kampüs ortamından, teknolojik altyapıdan, kurumsal yönetimden ve kaliteli çalışanlar için çekici bir ortamdan bahsedebiliriz. Eminim bu listeye eklemeler yapılabilir ama temel olarak faydalar bunlar. Firmaların teknoparklarda bulunmak istemelerinin ana sebebi ise tabi ki vergi ve SGK avantajları diyebiliriz.

Peki bu faydalar gerçekten bir teknoloji girişiminin gelişimi için iyi mi?

Bir teknoloji girişiminin desteğe en çok ihtiyaç duyduğu aşama başlangıç ya da çekirdek sermaye aşaması diyebiliriz. Bu aşamada adı üstünde teknoloji odaklı bir ürün ya da hizmet geliştirildiği için her türlü vergi ve SGK desteği çok faydalı olacaktır. Kaldı ki firmanın henüz geliri yokken, pazar, ürün ve iş modeli ile ilgili bir çok belirsizlik varken ve kısıtlı bütçeyle ürün ya da servisini ticarileştirmeye çalışıyorken harcamalarını kontrol altında tutması, bizim sektörün deyimiyle “bootstrap” etmesi gerekir. Bu aşamadaki firmalar için teknoparklarda bulunmak anlamlı olacaktır.

Teknoloji girişimi ürün geliştirmeyi tamamlayıp satış yapmaya başladığında teknoparkta bulunmasının önemi kendini biraz daha gösteriyor. Satışlardan elde edilen gelirler kurumlar vergisinden muaf. Dolayısıyla girişim müşteriye yaptığı satışlardan elde ettiği gelir ile organik bir şekilde büyümesini ve gelişmesini finanse edebilir hale geliyor. Buna örnek olabilecek birçok başarılı firma gösterebiliriz.

Bu şekilde organik büyüme eğrisine oturmuş ve girişim sermayesine ihtiyaç duymadan büyümeye devam eden bir çok firmayla karşılaşıyorum. Özellikle girişimcilerin vizyonu Türkiye pazarında lider olmak ise, teknoparkta bulunarak bu hedefe dışarıdan finansman desteği almadan yaklaşma şanslarını arttırabiliyorlar. Belirli bir kapasitede, teknoparkta bulunan firmaların girişim sermayesi ihtiyaçları ötelenebilir ya da teknopark dışındaki firmalara kıyasla daha az aciliyet gösterebiliyor diyebiliriz.

Geçtiğimiz aylarda bu duruma örnek bir teknopark firmasının finansal tablolarını incelerken şu basit hesabı yaptım. Firma mevzuat kapsamında muaf olduğu ve ödemediği kurumlar vergisi ve SGK katkı payları sayesinde organik olarak 5 yıl içerisinde 7 Milyon TL civarında bir finansmanı kendisine sağlamayı başarmıştı. Bir başka deyişle teknoparkta bulunmasından dolayı ödemediği 5 yıllık kurumlar vergisi ve SGK katkı payları toplamı 7 Milyon TL civarındaydı. Bu önemli bir kaynak. Alternatif olarak teknopark dışında olsaydı firma büyümesini finanse etmek için alternatif finansman kaynaklarına ve girişim sermayesi şirketlerine yönelmeyi düşünebilirdi. (Benim firmayla görüşmemin sebebi yurtdışındaki büyüme hedefleri paralelinde oluşan finansman ihtiyacıydı.)

Durum böyle olunca bir yatırımcı olarak arada kalıyorum. Bir yanda yatırım yapmak isteyebileceğim firmaların finansman ihtiyacı ertelenebiliyor veya bu ihtiyacın aciliyeti azalabiliyor. Bu yüzden girişim sermayesiyle tanışmaları daha olgunlaştıklarında, belki de firmayı stratejik bir alıcıya satma aşamasında ortaya çıkabiliyor. Diğer yandan teknoparkta bulunarak firmalar karlılığa geçebiliyor ve sürdürülebilir bir büyüme eğrisinde kalma şansları artıyor. Direkt olmasa da teknoparkların bazı durumlarda firmaların girişim sermayesi ihtiyacını azalttığını sanırım söyleyebiliriz.

Tabi burada teknoloji girişiminin kurucularının vizyonlarının öneminin altını çizmek isterim. Firmayı belirli bir seviyeye girişim sermayesi olmadan getirebilmek mümkün olabiliyor ve bu gerçekten takdir edilmesi gereken bir başarı. Ancak daha büyük ölçeklere ulaşmak için farklı finansman kaynaklarına ihtiyacın doğabilmesi en başta girişimcinin ya da kurucuların vizyonları ve perspektifleri ile alakalı.

Girişim sermayesi şirketlerinin olası katkılarının sadece finansal kaynak sağlamak olmadığını biliyoruz. Büyümeye odaklı bir kültürün oluşturulmasında, yatırım alan firmanın daha hızlı ve agresif büyümesi için stratejik planlamada, yeni pazarlara açılım konusunda ve bunlara benzer diğer konularda girişim sermayesi şirketlerinin fayda ve desteklerinden bahsetmek mümkün olabilir.

Peki teknoparktaki bir teknoloji girişiminin, finansman ihtiyacının ötelenmesi ya da aciliyetinin azalması, bu firmanın girişim sermayesi firmaları ile çalışması durumunda ortaya çıkabilecek ek katma değeri de etkiliyor diyebilir miyiz? Bence evet, zira girişim sermayesi ile daha hızlı bir büyüme eğrisi yakalamak mümkün olabilir. (Burada her girişim sermayesi yatırımının başarılı olduğunu kastetmiyor ya da savunmuyorum. Sadece girişim sermayesi yatırımı ile en azından teoride daha hızlı bir büyüme sağlanabildiğini kastediyorum.)

Sonuç olarak teknoparkların katkılarının ve faydalarının olduğu ortada. Bununla beraber teknoparktaki firmaların hedefleri paralelinde büyüme finansmanına ihtiyaçlarının azalması da söz konusu. Bu yüzden mevcut mevzuatın biraz daha rafine edilmesi ve progresif bir modelle çalışan bir destek mekanizması halinde olması gerektiğini düşünüyorum.

Progresiflikten kastım, bazı teknopark faydalarının zamanla azalması, bazılarının ise zamanla ya da büyümeye endeksli olarak artması. Sonuçta farklı gelişim aşamasındaki firmaların farklı desteklere ihtiyaçları olacağını söyleyebiliriz.

Örnek olarak henüz başlangıç aşamasında teknoparka kabul edilen firmanın tüm avantajlardan faydalanırken, karlılık göstermesi durumunda bu avantajlardan daha az oranda faydalanabilmesini söyleyebiliriz. (Örneğin: 1. Ve 2. Yıl kurumlar vergisi muafiyet %100, 3. Ve 4. Yıl %80 şeklinde.)

Yanlış anlaşılmasın teknoparkları veya yönetimlerini eleştirmiyorum. Bence çoğu oldukça faydalı, katma değeri yüksek işler yapıyorlar ve firmalara somut destek sağlıyorlar. Bu konuda kendilerini destekliyorum ve başarılı buluyorum. (Özellikle bazı teknopark yönetimleri gerçekten çok yaratıcı ve inovatif destek programları geliştiriyorlar.) Sadece yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötürü teknopark mevzuatının gereğinden fazla korumacı ve bazı durumlarda girişim sermayesine açıklık açısından neredeyse “geciktirici” olabileceğini düşünüyorum.

Tahmin edebileceğiniz gibi yatırım hedefimdeki firmaların önemli bir kısmının teknoparklarda bulunduğunu söylemeliyim. En başta da bahsettiğim müşteri yatırımı (geliri) ile büyümüş ve belirli bir ölçeğe gelmiş bu firmalar bölgesel ve global büyüme potansiyelleri açılarından çok çekici olabiliyor. Ama yine daha önce değindiğim gibi girişim sermayesinin kullanımı ve gereksinimi konusunda girişimcinin vizyonu ve büyüme hevesinin çok belirleyici olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

Yine de günün sonunda ikilemde kalmamak mümkün değil. Acaba o firma teknopark mevzuatı olmasaydı girişim sermayesi firmalarının ilgisini çekebilir seviyeye gelebilir miydi? Ve yine acaba teknopark mevzuatı olmasaydı o firmanın doğacak 7M TL’lik finansman ihtiyacını girişim sermayesi firmaları karşılar mıydı?

Bence girişim sermayesinin ülkemizde son yıllarda gösterdiği gelişime bakacak olursak, ikinci soruya evet cevabını verebiliriz.

Not: Önümüzdeki haftalarda teknopark mevzuatının, firmaların olası girişim sermayesi ihtiyaçlarına diğer etkileri, özellikle talep edilen finansmanın kullanımı hakkında yazıyor olacağım.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *